Merhaba, Jeopolitik gelişmeler, finansal haberler ve ekonomik verileri içeren TEMA GRUP HAFTALIK FİNANS VE EKONOMİ BÜLTENİ’ne buradan ulaşabilirsiniz. Yapay zeka AI ile yapılan sesli versiyonu Saygılarımızla, TEMA GRUP
Merhaba, Jeopolitik gelişmeler, finansal haberler ve ekonomik verileri içeren TEMA GRUP HAFTALIK FİNANS VE EKONOMİ BÜLTENİ’ne buradan ulaşabilirsiniz. Yapay zeka AI ile yapılan sesli versiyonu Saygılarımızla, TEMA GRUP
Ekonominin Vicdanı: Muhasebeciler Ekonomik sistemler rakamlarla yönetilir; ancak o rakamların arkasında bir emek, çaba, fedakarlık, bir sorumluluk ve bir vicdan vardır. İşte o vicdanın adı muhasebedir. Her yıl 1–7 Mart tarihleri arasında kutlanan Muhasebeciler Haftası, yalnızca bir meslek grubunun takvimdeki yeri değildir. Bu hafta; ekonominin düzenini ayakta tutan, işletmelere yön veren, kamu mali disiplinine katkı sağlayan ve mali şeffaflığın teminatı olan tüm meslek mensuplarının değerini hatırlama; hatırlatma haftasıdır. Muhasebe, salt kayıt tutma faaliyeti değildir. Muhasebe; güven üretmektir. Muhasebe; işletmenin hafızası, devletin veri kaynağı, yatırımcının pusulası, yön verenidir. Ve her şeyden önemlisi muhasebe; doğruluğun ve hesap verebilirliğin teminatı güvencesi ve kaskosudur. Bir işletmenin büyüme kararı, bir yatırımın fizibilitesi, bir girişimin sürdürülebilirliği doğru mali verilerle mümkündür. Bu verilerin güvenilirliğini sağlayan ise mesleğini etik ilkelere bağlılıkla icra eden muhasebe profesyonelleridir. Onlar, ekonominin görünmeyen mimarlarıdır. Son yıllarda hızla değişen mevzuat, dijital dönüşüm uygulamaları, e-belge sistemleri, artan raporlama yükümlülükleri ve karmaşık vergi düzenlemeleri meslek mensuplarının sorumluluğunu daha da artırmıştır. Muhasebeciler artık yalnızca beyanname hazırlayan kişiler değil; stratejik danışman, risk yöneticisi ve finansal rehber konumundadır. Kayıt dışı ekonomiyle mücadelede, vergi bilincinin yerleşmesinde ve kamu gelirlerinin düzenli toplanmasında muhasebe mesleği kilit rol oynamaktadır. Devlet ile mükellef arasında güven köprüsü kuran meslek mensupları, ekonomik düzenin sürdürülebilirliğinin sessiz teminatıdır. Güçlü bir ekonomi, güvenilir mali verilerle mümkündür. Güvenilir mali veriler ise ancak bilgili, etik değerlere bağlı ve sorumluluk bilinci yüksek muhasebecilerle sağlanır. Bugün işletmelerin sürdürülebilirliği, kamunun mali disiplini ve ekonomik istikrarın devamlılığı; büyük ölçüde mesleğini titizlikle icra eden muhasebe profesyonellerinin emeğine dayanmaktadır. Her beyanın arkasında feda edilen günlerin, gecelerin mesaisi, her bilançonun arkasında ciddi bir analiz, her raporun arkasında ise güçlü bir sorumluluk duygusu vardır. Muhasebeciler yalnızca rakamları kaydetmez; güveni inşa eder, sistemi ayakta tutar ve tüm özel, tüzel, kamu kurumlarının ekonominin sağlıklı işlemesine katkı sunar. Bu bilinçle hareket eden meslek mensupları, ülkemizin ekonomik geleceğinde stratejik bir role sahiptir. Muhasebeciler Haftası vesilesiyle; emeğiyle ekonomiye değer katan, mesleki onurunu her şartta koruyan ve sorumluluğunu kararlılıkla taşıyan tüm meslektaşlarımızı saygıyla selamlıyor; mesleğimizin itibarının güçlendiği, çalışma koşullarının iyileştiği ve hak ettiği değeri gördüğü bir gelecek diliyorum. Ekonominin vicdanı olan tüm muhasebecilere şükranla… Hüseyin Öztürk Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Yıllara Sari İnşaat ve Onarım İşlerinde Muhasebe Sistematiği ve Vergisel Boyutun İncelenmesi Gelir Vergisi Kanunu’na göre Gelir, bir gerçek kişinin bir takvim yılı içerisinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarı olarak tanımlanmaktadır. Vergi Usul Kanunu’nun 174.maddesinde bir hesap döneminin normal olarak bir takvim yılı olduğu, yine aynı maddede belirtildiği üzere Takvim yılı Dönemi, Faaliyet ve Muamelelerine uygun bulunmayanların müracaatı üzerine Maliye Bakanlığı tarafından 12’şer aylık özel hesap dönemleri belirlenebileceği ifade edilmiştir. Birden Fazla Takvim Yılına Sirayet Eden İnşaat Ve Onarım İşlerinde ise anlaşılacağı üzere 12 aydan daha uzun bir dönem ifade edilmektedir. Gelir Vergisi Kanunu’nun 42.Maddesinde birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarım işlerinde kar veya zararın işin bittiği yıl kati olarak tespit edileceği ve tamamı o yılın geliri sayılarak ilgili yıl beyannamesinde gösterileceği ifade edilmektedir. Bir işin yıllara sari inşaat ve onarım işi olarak değerlendirilebilmesi için; İnşaat, onarım veya dekapaj işi olması, Başkaları hesabına ve taahhüde bağlı olarak yapılması, İşin birden fazla takvim yılına sirayet etmesi, Gerekmektedir. Bu üç unsur bir arada yer almıyorsa ilgili iş, yıllara sari inşaat ve onarım işi sayılmayacaktır. Örneğin aynı takvim yılında başlayıp biten bir işin diğer şartları sağlaması durumunda yıllara sari inşaat ve onarım sayılmayacağı açıktır. Yine bir kişinin kendi nam ve hesabına bir inşaat işini yapması, yıllara sari inşaat ve onarım işi olarak değerlendirilemeyecektir. Yıllara yaygın inşaat ve onarım işlerinde işin maliyetleri; 740 – Hizmet Üretim Maliyeti hesabına, dönem içerisindeki Pazarlama Satış Giderleri; 760- Pazarlama Satış Dağıtım Giderleri hesabına, Genel Yönetim Giderleri; 770 -Genel Yönetim Giderleri hesabına, Finansman Giderleri ise 780 – Finansman Giderleri hesabına kaydedilir. Dönem sonunda ise Hizmet Üretim Maliyetleri ve İnşaat ve Onarım İşinin payına düşen diğer giderler ilgili yansıtma hesapları aracılığıyla 170 – Yıllara Sari İnşaat ve Onarım Maliyetleri hesabına aktarılarak bilançoda aktifleştirilir. İşin bitmesiyle birlikte bilançoda aktifleştirilen bu tutar 622 – Satılan Hizmet Maliyeti hesabına kaydedilirken, İnşaat ve taahhüt işlerine ait 350 – Yıllara Sari İnşaat ve Onarım İşleri Hakediş Bedeli hesabında yer alan hak ediş bedelleri de 600 – Yurtiçi Satışlar hesabına aktarılarak kar veya zarar hesaplaması yapılır. Gelir Vergisi Kanunu 42.maddesinde belirtildiği üzere inşaat bitene kadar kar veya zarar beyan edilmediğinden yıllara yaygın inşaat işlerinde Geçici Vergi ödemesi yapılmaz. Ancak 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu ve 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’na göre yıllara sari inşaat işlerinde taşorenlere yapılan inşaat ödemelerinden %5 stopaj kesintisi yapılması gerekir. Yapılan bu kesintiler 295 – Peşin Ödenen Vergi Ve Fonlar hesabında izlenmelidir. 295 no’ lu hesapta biriken bu tutar işin biteceği takvim yılının başında 193 no’ lu hesaba aktarılarak ilgili yılın Kurumlar Vergisi’nden mahsup edilir. Yıllara Sari İnşaat ve Onarım İşi Muhasebe Kayıtları Yazının konusu, örnek yıllara sari inşaat işi üzerinden, söz konusu faaliyetlerin başlangıcından tamamlanmasına kadar geçen süreçte uygulanması gereken muhasebe kayıtlarını ve vergi süreçlerini bütüncül ve sistematik bir şekilde ortaya koymaktır. Bu doğrultuda aşağıdaki örnek üzerinden ilgili süreçler adım adım incelenecektir. Örnek: (A) İnşaat A.Ş. ve (B) İnşaat A.Ş. arasında 01.04.2024 tarihinde Altyapı inşaatı yapımı için bir sözleşme imzalanmıştır. (A) İnşaat A.Ş. yüklenici olarak sözleşmenin tarafı olmuştur. Söz konusu sözleşme bilgilerine aşağıda yer verilmiştir Sözleşme Bilgileri Sözleşme Başlangıç Tarihi 01.04.2024 Sözleşme Bitiş Tarihi 01.06.2025 Sözleşme Bedeli 17.500.000,00 TL Hak Ediş Düzenlenme Şekli Her ayın 15’inde 1.250.000,00 TL olarak düzenlenecektir. Yıllara yaygın inşaat faaliyetinde bulunan (A) İnşaat A.Ş. yapımını üstlendiği (B) İnşaat A.Ş.’nin Altyapı işini yukarıda bilgisi verilen sözleşmeye bağlı olarak yapmaktadır. (A) İnşaat A.Ş., (B) İnşaat’ A.Ş.’ ye 15.04.2024 tarihinde 1.250.000, 00 TL tutarında fatura düzenlemiştir. Faturada %5 oranında Stopaj Kesintisi ve 4/10 oranında KDV tevkifatı yapılmıştır. Yukarıda bahsedilen ilk hakediş faturasının bilgilerine aşağıdaki tabloda ayrıca yer verilmiştir. Hak Ediş Bedeli 1.250.000,00 Stopaj Kesintisi (%5) 62.500,00 Hesaplanan KDV(%20) 250.000,00 Hesaplanan KDV (7/10) 175.000,00 Aşağıda sözleşme dönemi olan 14 ay (01.04.2024 – 01.06.2025) boyunca kesilecek faturalarının nasıl hesaplara kaydedilmesi gerektiği gösterilmiştir. Söz konusu faturalar düzenli olarak her ay kesilecektir. İlk Hakediş Faturasının (A) İnşaat A.Ş. Tarafından Muhasebe Kaydı (A) İnşaat A.Ş.’ nin 15.04.2025 tarihli ilk hak ediş faturasının muhasebe kaydı aşağıda gösterildiği gibi yapılmalıdır: HESAP KODU BORÇ ALACAK 120.000.001 (B) İnşaat A.Ş. 1.337.500,00 295.000.001 Peşin Ödenen Vergi Ve Fonlar 62.500,00 350.000.001 (B) İnşaat A.Ş. 1.250.000,00 391.000.001 Hesaplanan KDV 150.000,00 Söz konusu hak ediş faturası aylık olarak düzenleneceğinden her ay aynı tutar üzerinden yukarıdaki kayıt yapılacaktır. Proje bitip son fatura düzenlendiğinde ise 350 no’lu hesapta oluşacak toplam tutar sözleşme bedeli olan (1.250.000,00 x 14 aylık fatura) 17.500.000,00 TL olacaktır. Yazımızın daha sonraki bölümlerinde proje bitimi sonucunda kar veya zarar çıkarıldığında bu hesaptaki tutar 600 – Yurt içi Satışlar Hesabına aktarılacaktır. Fakat 31.12.2024 tarihinde henüz iş bitmediğinden hak ediş bedeli 350 no’ lu hesapta beklemeye devam edecektir. İlk Hakediş Faturasının (B) İnşaat A.Ş. Tarafından Muhasebe Kaydı Bakış açısı kazandırması açısından bahsedilen faturanın (B) İnşaat A.Ş. tarafından aşağıda gösterildiği gibi kayda alınması gerekir: HESAP KODU BORÇ ALACAK 730.000.01 Hakediş Ödemeleri 1.250.000,00 191.000.01 İndirilecek KDV 150.000,00 191.000.02 Sorumlu Sıfatıyla Ödenecek KDV 100.000,00 360.000.01 Sorumlu Sıfatıyla Ödenecek KDV 100.000,00 360.000.02 Hakediş Stopaj Ödemesi 62.500,00 320.000.01 Yüklenici (A) Firması 1.337.500,00 Yazımızın konusu Yıllara Sari İnşaat İşini yapan (A) İnşaat A.Ş. olduğundan, (B) İnşaat A.Ş. ’nin süreç ile ilgili işlemleri yukarıdaki muhasebe kaydıyla sınırlı tutulmuştur. 12.2024 tarihinde Maliyetlerin Yansıtma Hesapları Aracılığıyla 170 No’lu Hesaba Aktarımı (A) İnşaat A.Ş.’ nin söz konusu taahhüt işi için katlanmış olduğu giderler dönem sonuna kadar 7’li hesaplarda takip edilecektir. 31.12.2025 tarihinde söz konusu altyapı projesi için katlanılan bu giderler yansıtma hesaplar aracılığıyla 170 – Yıllara Sari İnşaat ve Onarım Maliyetleri hesaplarına aktarılacaktır. Söz konusu işlem için yapılacak muhasebe kaydı aşağıdaki şekilde olmalıdır: HESAP KODU BORÇ ALACAK 740.000.01 – Hizmet Üretim Mal. Hes. 7.259.842,00 760.000.01 – Paz. Sat. Dağ. Gid. Hes. 1.205.781,00 770.000.01 – Genel Yönetim Gid. Hes. 2.105.134,00 780.000.01 – Finansman Gid. Hes. 257.123,00 741.000.01 – Hizmet Üretim Mal. Yan. Hes. 7.259.842,00 761.000.01- Paz. Sat. Dağ. Gid. Yan Hes. 1.205.781,00 771.000.01 – Genel Yönetim Gid. Yan. Hes. 2.105.134,00 781.000.01 – Finansman Gid. Yan. Hes. 257.123,00 HESAP KODU BORÇ ALACAK 170.000.01 – Yıllara Sari İnş. Onar. İşleri. Mal. 10.827.880,00 741.000.01 – Hizmet… Okumaya devam et Yıllara Sari İnşaat ve Onarım İşlerinde Muhasebe Sistematiği ve Vergisel Boyutun İncelenmesi
VUK 320/A Maddesi Nedir ve Neleri İçerir? 7338 sayılı Kanun ile Vergi Usul Kanunu’na eklenen 320/A maddesi, mükelleflere amortisman hesaplamasında “gün esasına” dayalı bir yöntem seçme özgürlüğü tanımıştır. Geleneksel yöntemde (VUK 320), amortisman süresi “yıl” olarak hesaplanırken; bu yeni madde ile itfa süresi “gün” olarak dikkate alınır. Bu yöntem, binek otomobillerde halihazırda uygulanan “kıst amortisman” mantığının, aslında tüm amortismana tabi iktisadi kıymetlere (ATİK) yayılmış halidir. Amortisman hesaplaması, kıymetin aktifine girdiği günden itibaren başlar. Faydalı ömür süresi gün bazında hesaplanır (Yıl Sayısı × 365). Amortisman ayrılacak süre, kıymetin işletme siciline kaydedildiği günden, faydalı ömrün bittiği güne kadar olan süredir. VUK 320/A maddesinden faydalanmak mükellefin seçimine bırakılmıştır. Yani bir zorunluluk değil, bir haktır. Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler: Gelir ve Kurumlar Vergisi mükellefleri bu yöntemi seçebilir. Bu yöntem, maddenin yürürlüğe girmesinden sonra iktisap edilen yeni varlıklar için geçerlidir. Mükellefler, her bir iktisadi kıymet bazında farklı yöntemler seçebilirler. Ancak bir kıymet için “gün esası” seçildikten sonra, o kıymetin itfa süresi boyunca bu yöntemden dönülemez. Bu yöntemin en büyük avantajı hassas maliyet yönetimidir. Yılın son günlerinde (örneğin 30 Aralık) alınan bir makine için geleneksel yöntemde yıllık amortismanın tamamı gider yazılabilirken, bu durum dönemsellik ilkesini bazen zedeler. Gün esası, varlığın işletmeye sağladığı katkı ile giderleşme süresini tam uyumlu hale getirir. TFRS/UFRS veya BOBİ FRS standartlarına göre raporlama yapan firmalar için vergi matrahı ile ticari kar arasındaki farklar (ertelenmiş vergi) azalır. Binek otomobillerdeki zorunlu kıst amortisman uygulamasıyla diğer varlıkların uyumlu hale getirilmesini sağlar. Bu yöntemin beraberinde getirdiği bazı “gizli” zorluklara dikkat çekmek isterim: Geleneksel yöntemde yılın sonunda alınan bir varlık için 1 tam yıl amortisman ayrılabilirken, 320/A’da sadece o yılın kalan günleri kadar gider yazılabilir. Bu durum, yıl sonu vergi matrahını düşürmek isteyen firmalar için bir “vergi yükü artışı” anlamına gelir. Binlerce sabit kıymeti olan bir işletmede, her varlığın giriş gününe göre tek tek gün hesabı yapmak manuel takipte hata riskini artırır. Güçlü bir ERP veya muhasebe yazılımı desteği şarttır. Bir kez gün esasını seçtiğiniz bir makine için ileride “Ben tekrar yıllık amortismana dönmek istiyorum” diyemezsiniz. Bu, uzun vadeli bir nakit akış planlaması gerektirir. Bir işletmenin 1 Aralık tarihinde 1.200.000 TL değerinde, faydalı ömrü 5 yıl (%20) olan bir makine aldığını varsayalım: Özellik Geleneksel Yöntem (VUK 320) Gün Esası (VUK 320/A) İlk Yıl Gideri 240.000 TL (Tam Yıl) 20.383 TL (31 Günlük) Vergi Matrahı Etkisi Matrahı hızla düşürür. İlk yıl matrahı daha yüksek bırakır. Toplam Amortisman 5. yılın sonunda biter. 5. yılın (1825. Günün) sonunda biter. VUK 320/A maddesi özellikle yatırım teşvik belgesi kapsamında olmayan ve yıl başında büyük yatırımlar yapan firmalar için rasyonel bir seçenektir. Ancak yılın ikinci yarısında veya son çeyreğinde yatırım yapıyorsanız, geleneksel yöntem (yıllık amortisman) size çok daha ciddi bir vergi kalkanı ve nakit avantajı sağlayacaktır. Onur Selçuk Gül Vergi Denetçisi LinkedIn
FİNANSMAN GİDER KISITLAMASI UYGULAMASI “Devlet finansman giderini neden kısıtlar?” Yahut başka bir şekilde soracak olursak “Finansman giderinin indirimi neden kabul edilmez?” Soruları bu yazının konusu değil. İçinde bulunduğumuz dönem itibariyle konuyu teorik açıdan ele almaktan ziyade uygulama açısından ele almanın daha elzem olduğu aşikâr. Zira her ne kadar çeyrekler bazında uyguluyor olsak da tüm mali yılın nihayete erdiği ve kar ve zararın tümden ortaya konduğu döneme girmiş bulunmaktayız. Bu yazımızda, Kurumlar Vergisi beyannamesi düzenleyen herkesin öyle ya da böyle aşina olduğu, hesaplamak zorunda kaldığı, çalışma dosyalarında mutlaka yer verdiği uygulamayı Tebliğ’de açıklığa kavuşturulan bazı yanlarıyla ele alacağız. Finansman gider kısıtlaması Uygulama, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 11.maddesi 1. Fıkrası “i” bendinde ortaya konmuş, 1 seri no’ lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğin 11.13 bölümünde çeşitli yönleriyle usul ve esasları belirlenmiştir. Hatırlamak gerekirse kanunun ilgili bölümü şöyledir: (1) Kurum kazancının tespitinde aşağıdaki indirimlerin yapılması kabul edilmez: (…) “Kredi kuruluşları, finansal kuruluşlar, finansal kiralama, faktöring ve finansman şirketleri dışında, kullanılan yabancı kaynakları öz kaynaklarını aşan işletmelerde, aşan kısma münhasır olmak üzere, yatırımın maliyetine eklenenler hariç, işletmede kullanılan yabancı kaynaklara ilişkin faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı, kur farkı ve benzeri adlar altında yapılan gider ve maliyet unsurları toplamının %10’unu aşmamak üzere Cumhurbaşkanınca kararlaştırılan kısmı. Belirlenecek oranı sektörler itibarıyla farklılaştırmaya Cumhurbaşkanı, bendin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.” Öncelikle kimler bu uygulamanın kapsamında, kimler dışında tutulmaktadır? Her biri ilgili kanunlarla tanımlanmış olan “kredi kuruluşları, finansal kuruluşlar, finansal kiralama, faktöring ve finansman şirketleri” uygulamanın kapsamının dışında tutulmuştur. Bunlar dışında, yabancı kaynakları özkaynaklarını aşan kurumlar vergisi mükellefleri uygulamanın kapsamındadır. Ne zaman hesaplanmalı? Uygulama, finansman gider kısıtlamasının Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 11 kapsamında kurum kazancının tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler arasında sayılması nedeniyle, vergiye esas kazancın belirlenmesinde matraha ilave edilmek suretiyle geçici vergi ve kurumlar vergisi hesaplamalarına dahil edilecektir. Gider kısıtlaması kapsamına giren yabancı kaynaklar ve bu kaynaklara ilişkin gider ve maliyet unsurları nelerdir? Yatırımın maliyetine eklenen finansman gider ve maliyet unsurları finansman gider kısıtlaması kapsamının dışında tutulmuştur. Diğer bir deyişle yatırımın maliyetine girmeyenler kapsam dahilindedir. Yatırımın maliyetine eklenebilecek finansman giderleri Vergi Usul Kanununun 262 inci maddesine göre, “iktisadi bir kıymetin edinilmesi ya da değerinin artırılması için kullanılan kredilere ait faiz giderleri ve bunlara ilişkin kur farklarından emtia için emtianın stoklara girdiği tarihe kadar, diğer iktisadi kıymetlerde ise envantere alındığı hesap döneminin sonuna kadar olan kısmı ile kredilere ilişkin giderler maliyet bedeline dahil edilir” denerek hangi finansman giderlerinin maliyet unsuru kabul edileceği açıkça ortaya konmuştur. Yabancı kaynak kullanımı ve kaynağın kullanım süresine bağlı doğmuş olması Teminat mektubu komisyonu gibi yabancı kaynak kullanımından doğmayan veya kullanım süresine bağlı olarak doğmamış bazı giderlerin veya tahvil ihracında yapılan baskı giderleri ve ipotek masrafı gibi birtakım giderlerin kısıtlamanın konusuna girmemektedir. Bununla beraber Kredi sözleşmelerine ilişkin ödenen damga vergisi veya banka havale ücretlerine ilişkin ödenen banka ve sigorta muameleleri vergisi gibi yabancı kaynak kullanım süresine bağlı olarak doğmayan gider ve maliyet unsurları kapsam dışında tutulurken, kredi faizleri üzerinden hesaplanan banka ve sigorta muameleleri vergisi vb. olanların ise finansman gider kısıtlamasına konu edilmesi gerektiğini hatırlamak gerekir. Vadeli Alım-Satımlarda finansman gider kısıtlaması Vadeli alımlarda ayrıca finansman gider hesaplanmaması halinde bu işlemler için bir ayrıştırma yapılarak satış bedelinin belirli bir kısmının gider kısıtlamasına tabi tutulması söz konusu değildir. Diğer yandan satış bedelinin belirli bir vade sonunda ödenmesi halinde hesaplanan kur farklarının gider kısıtlamasına tabi tutulması gerektiği tebliğde açıkça ortaya konmuştur. Vadeli satışlarda ise erken ödeme durumunda hesaplanan erken ödeme veya peşin ödeme iskontoları finansman gideri niteliğinde sayılmayıp, finansman geliri azalması olarak ortaya çıktığından finansman gider kısıtlaması dışında tutulmaktadır. Grup şirketlerine aktarılan kredilere ait finansman giderleri Üzerinde herhangi bir finansman yükü kalmaksızın grup şirketine aktarılan kredilere ait finansman giderleri, krediyi devralan ve fiilen kullanan şirket bünyesinde kısıtlamaya tabi tutulmalıdır. Hesaplamanın nasıl yapılacağı Kısıtlamaya konu hesaplama için kullanılacak temel formül şu şekildedir: KKEG = Finansman Gideri × (Toplam Yabancı Kaynağın Özsermayeyi Aşan Kısmı / Toplam Yabancı Kaynak) × %10 Bir örnek üzerinden uygulamanın pratiğini görmek gerekirse: Örnek 1: 2025 yılı dönem sonu bilançosunda öz kaynakları toplamı 1.200.000 TL olan (C) AŞ’nin ilgili dönemde yabancı kaynakları toplamı 1.500.000 TL’dir. Şirket, bu döneme ilişkin toplam 200.000 TL finansman giderine katlanmıştır. Finansman gider kısıtlaması hesaplaması şu şekilde yapılacaktır. Aşan kısmın tespiti: Yabancı kaynak toplamı- Öz kaynak toplamı: 1.500.000 TL-1.200.000 TL = 300.000 TL Aşan kısma isabet eden finansman giderinin tespiti: Toplam finansman gideri x (Aşan kısım / Toplam yabancı kaynak): 200.000 TL x (300.000 / 1.500.000 TL) = 40.000 TL Aşan kısma isabet eden finansman giderinin Cumhurbaşkanınca belirlenecek oranla çarpımı sonucunda kanunen kabul edilmeyen finansman giderini tespit etmiş oluruz. (Bu oran finansman gider kısıtlamasının uygulanmaya başlandığı 2021 yılından bu yana %10 oranında uygulanmaya devam etmektedir) 40.000 TL x 0,1 = 4.000 TL finansman gideri kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınacaktır. Finansman gideri yanında finansman gelirinin de bulunması durumunda ne yapılmalı? Tebliğ açıkça ortaya koymaktadır ki finansman giderlerinin yanı sıra finansman geliri elde eden mükellefler gider kısıtlaması uygulaması yaparken gelir ve giderlerini mukayese etmek suretiyle netleştiremeyeceklerdir. Diğer yandan dönem içerisinde yabancı para kurlarındaki artış ve azalışlar nedeniyle, aynı kaynağa ilişkin kur farkı gideri ve kur farkı geliri oluşabilmektedir. İlgili dönem içerisinde aynı kaynağa ilişkin hesaplanan bu kur farkı gider ve gelirleri mahsuplaştırılarak net kur farkı gideri hesaplaması mümkün olup, finansman gider kısıtlamasında dikkate alınacak tutar belirlenebilecektir, ancak farklı kaynaklardan doğan kur farkı gelir ve giderlerinin mahsuplaştırılması söz konusu olmayacaktır. Finansman gider kısıtlaması hesaplaması yaparken diğer kanunen kabul edilmeyen giderlerin de içinde finansman gideri bulunması halinde yapılacaklar Belki de hesaplamanın kafa karışıklığına ihtimal veren veya atlanması en muhtemel özellikli durumları finansman gider kısıtı hesaplamasının yapıldığı dönem itibariyle halihazırda indirilmesi mümkün olmayan giderlerin içinde de finansman gideri yer almasıyla alakalı olanlarıdır. Bu durumlarda hesaplama yaparken işletmenin kullanmış olduğu yabancı kaynaklara ilişkin faiz ve kur farkı gibi giderlerden örtülü sermaye, transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı veya binek otomobillerde gider kısıtlaması uygulamaları nedeniyle kurum kazancının tespitinde kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınanların finansman gider kısıtlamasında dikkate alınmaması gerektiğini hatırlatmak gerekir. Bu konuları birer örnekle açıklamak yerinde olacaktır. Örtülü sermaye ve finansman gider kısıtlaması Örnek 2: (A) şirketinin 2025 yılı dönem başı öz sermaye tutarı 200.000,00 TL olsun,… Okumaya devam et Finansman Gider Kısıtlaması Uygulaması
Finansman Gider Kısıtlaması Uygulamasında Stok Maliyetine Eklenen Finansman Giderlerinin durumu Dr. Salih BAYRAM Yeminli Mali Müşavir Ana Hatlarıyla Finansman Gider Kısıtlaması Uygulaması Finansman gider kısıtlaması 15 Haziran 2012 tarih, 28324 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6322 sayılı “Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” un 6 ve 37’inci maddeleriyle yapılan düzenleme ile birlikte Gelir Vergisi Kanununun 41/9 uncu fıkrasında ve Kurumlar Vergisi Kanununun 11/i bendinde yeniden düzenlenerek vergi sistemimizde yeniden ihdas edilmiştir. Düzenlemenin yürürlük tarihi 01.01.2013 olmasına rağmen maddede yer alan yetkinin kullanılmaması nedeniyle uygulamaya geçmemiş; 04.02.2021 tarih ve 31385 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 03.02.2021 tarih ve 3490 Cumhurbaşkanı Kararıyla finansman gideri kısıtlamasında uygulanacak oran % 10 olarak belirlenmiştir. Bununla beraber finansman gideri kısıtlaması uygulamasına 01.01.2021 tarihinden başlayan vergilendirme dönemi kazançlarına uygulanmak üzere başlanılmıştır. Finansman gider kısıtlaması uygulaması Kurumlar Vergisi Kanunu’nun Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler başlıklı 11’inci Maddesinin 1 fıkrasının (i) bendinde düzenlenmiştir. Düzenleme ile birlikte; “ Kredi kuruluşları, finansal kuruluşlar, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri dışında, kullanılan yabancı kaynakları öz kaynaklarını aşan işletmelerde, aşan kısma münhasır olmak üzere, yatırımın maliyetine eklenenler hariç, işletmede kullanılan yabancı kaynaklara ilişkin faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı, kur farkı ve benzeri adlar altında yapılan gider ve maliyet unsurları toplamının %10’unu aşmamak üzere Cumhurbaşkanınca kararlaştırılan kısmı”. Kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilmemektedir.193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun “Gider Kabul Edilmeyen Ödemeler” başlıklı 41. maddesinin 9’uncu fıkrasında Kurumlar Vergisi Kanunu’na paralel olarak düzenlenmiştir Konu ile ilgili olarak 25.05.2021 tarih ve 31491 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 18 seri no.lu Kurumlar Vergisi Tebliği ile uygulamaya ilişkin açıklamalar yapılmıştır. Finansman Gider Kısıtlamasının Kapsamı Finansman gider kısıtlaması kredi kuruluşları, finansal kuruluşlar, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri dışında, kullanılan yabancı kaynakları öz kaynaklarını aşan işletmelerde, aşan kısma münhasır olmak üzere, yatırımın maliyetine eklenenler hariç, işletmede kullanılan yabancı kaynaklara ilişkin faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı, kur farkı ve benzeri adlar altında yapılan gider ve maliyet unsurları toplamının %10’unu aşmamak üzere Cumhurbaşkanınca kararlaştırılan kısmı kanunen kabul edilmeyen gider (KKEG) olarak kabul edilmiştir. Ayrıca, bu oranı sektörler itibarıyla farklılaştırmaya Cumhurbaşkanı, bendin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştır. Cumhurbaşkanı bu yetkisini 4/2/2021 tarihli ve 31385 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 3/2/2021 tarihli ve 3490 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla kullanmış olup bu Kararda 1/1/2021 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemi kazançlarına uygulanmak üzere söz konusu gider ve maliyet unsurlarının %10’unun kurum kazancının tespitinde indiriminin kabul edilmeyeceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla, yabancı kaynakları öz kaynaklarını aşmış olan kurumlar vergisi mükelleflerinin, aşan kısımla sınırlı olmak üzere, yabancı kaynaklara ilişkin faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı, kur farkı ve benzeri adlar altında yapılan gider ve maliyet unsurları toplamının %10’luk kısmı, kurum kazancının tespitinde KKEG olarak dikkate alınacaktır. Ayrıca, öz kaynak tutarını aşan yabancı kaynaklara ilişkin olarak faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı, kur farkı ve benzeri adlar altında yapılan gider ve maliyet unsurlarından, yatırımın maliyetine eklenmiş olan yabancı kaynaklardan doğan gider ve maliyet unsurları ise %10’luk bu kısıtlamaya tabi tutulmayacaktır. Söz konusu gider kısıtlaması uygulamasında; -Kredi kuruluşu: 5411 sayılı Kanun kapsamında tanımlanan mevduat ve katılım bankalarını, -Finansal kuruluş: 5411 sayılı Kanunda kredi kuruluşları dışında kalan ve sigortacılık, bireysel emeklilik veya sermaye piyasası faaliyetlerinde bulunmak veya bu Kanunda yer alan faaliyet konularından en az birini yürütmek üzere kurulan kuruluşlar ile kalkınma ve yatırım bankaları ve finansal holding şirketlerini, -Finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri: 6361 sayılı Kanunun ilgili maddelerinde yer alan sözleşmelere uygun olarak faaliyette bulunan şirketleri, -Finansman giderleri: Yabancı kaynağın kullanım süresine bağlı olarak doğan her türlü faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı, kur farkı, faktoring kuruluşlarına verilen iskonto bedelleri ve benzeri adlar altında yapılmış olan gider ve maliyet unsurlarını, -Yabancı kaynaklar: Bilançonun kısa vadeli yabancı kaynaklar ve uzun vadeli yabancı kaynaklar toplamını, -Yatırım: İlgili duran varlık kullanılmaya hazır hale gelinceye kadar yatırım projelerine ilişkin olarak “yapılmakta olan yatırımlar” hesabında izlenen tutarlar da dahil olmak üzere her türlü (teşvik belgeli veya belgesiz) amortismana tabi iktisadi kıymetleri ifade etmektedir. Kurumlar Vergisi Açısından Kapsama Giren Mükellefler Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde düzenlenen finansman gider kısıtlaması, yabancı kaynakları öz kaynaklarını aşan kurumlar vergisi mükellefleri hakkında uygulanacaktır. Ayrıca, finansman gider kısıtlaması uygulamasında, yabancı kaynak ve öz kaynak mukayesesi gerekmekte olduğundan bu düzenleme bilanço esasına tabi mükellefler için geçerli olup işletme hesabı esasına tabi mükellefler bu kapsamda değerlendirilmeyecektir. -4632 sayılı Kanun kapsamında faaliyette bulunan emeklilik şirketleri, -5411 sayılı Kanun kapsamında faaliyette bulunan Türkiye’de kurulu mevduat bankaları, katılım bankaları, kalkınma ve yatırım bankaları, yurt dışında kurulu bu nitelikteki kuruluşların Türkiye’deki şubeleri ve finansal holding şirketleri, -5684 sayılı Kanun kapsamında faaliyette bulunan sigorta ve reasürans şirketleri, -6361 sayılı Kanunun ilgili maddelerinde yer alan sözleşmelere uygun olarak faaliyette bulunan finansal kiralama, faktoring, finansman şirketleri ve tasarruf finansman şirketleri ile -6362 sayılı Kanun kapsamında sermaye piyasası faaliyetlerinde bulunan kurumlar finansman gider kısıtlamasına tabi tutulmayacaklardır. Finansman Gider Kısıtlamasının Uygulanacağı Dönem Gider kısıtlaması kapsamında olup bilanço esasına göre defter tutan kurumlar vergisi mükellefleri, her bir geçici vergilendirme döneminin son günü itibarıyla finansman gider kısıtlaması öncesi Vergi Usul Kanununa göre çıkaracakları bilanço esas alınmak suretiyle öz kaynak ve yabancı kaynak mukayesesi yaparak finansman gider kısıtlamasına tabi olup olmayacaklarını tespit edeceklerdir. Yıllık dönemde; hesap dönemi olarak takvim yılını kullanan mükelleflerde 31 Aralık tarihli bilanço, özel hesap dönemini kullanan mükelleflerde ise hesap döneminin son günü itibarıyla çıkarılacak bilanço esas alınacaktır. Dolayısıyla, finansman gider kısıtlaması ilk defa 2021 yılının birinci geçici vergilendirme dönemi itibarıyla dikkate alınacaktır. Gider Kısıtlaması Kapsamına Giren Yabancı Kaynaklara İlişkin Gider ve Maliyet Unsurları Gider ve maliyet unsurlarından yatırımın maliyetine eklenenler gider kısıtlaması kapsamı dışındadırlar. Finansman gider kısıtlaması kapsamında yatırım olarak kabul edilen kıymetlerin maliyet bedelinin hangi unsurlardan oluştuğu Vergi Usul Kanununun 262 nci maddesinde belirlenmiştir. Bu madde ve bu maddeye ilişkin Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde yapılan açıklamalar çerçevesinde, zorunlu olarak ya da mükellefin ihtiyarında maliyete eklenen yabancı kaynaklara ait gider ve maliyetler gider kısıtlamasına konu olmayacaktır. Bir gider veya maliyet unsurunun gider kısıtlamasına konu edilmesi için bunların yabancı kaynak kullanımına ve bu kaynağın kullanım süresine bağlı olarak doğmuş olması gerekmektedir. Teminat mektubu komisyonları, tahvil ihracı ile ilgili olarak yapılan baskı ve benzeri giderler ile ipotek masrafları gibi herhangi bir yabancı… Okumaya devam et Finansman Gider Kısıtlaması Uygulamasında Stok Maliyetine Eklenen Finansman Giderlerinin Durumu
ALTERNATİF FİNANSMAN MODELİ: SAT-KİRALA-GERİ AL İŞLEMLERİ Sat-kirala -geri al (SKG) işlemi, bir işletmenin sahip olduğu taşınır veya taşınmaz varlığı (genellikle gayrimenkul, ekipman, makine vb.) bir finansal kiralama şirketine satıp, aynı varlığı eş zamanlı olarak kiralayarak kullanmaya devam etmesi ve sözleşme sonunda geri alma hakkını elde etmesi esasına dayanır. Yurt dışında uzun yıllardır mevcut olan bu uygulama 6361 sayılı Kanun ile ülkemizde de uygulama alanı bulmuştur. Sat–kirala–geri al işlemlerinin Türkiye’deki hukuki altyapısı, temelde 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu ve genel hükümler açısından Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde şekillenir. Bu yapı, işlemin hem satış hem de kiralama yönünü birlikte düzenler. 6361 sayılı Kanunun 18’nci maddesinde finansal kiralama sözleşmesi; kiralayanın, kiracının talebi ve seçimi üzerine üçüncü bir kişiden veya bizzat kiracıdan satın aldığı veya başka suretle temin ettiği veya daha önce mülkiyetine geçirmiş bulunduğu bir malın zilyetliğini, her türlü faydayı sağlamak üzere kira bedeli karşılığında, kiracıya bırakmasını öngören sözleşme olarak tanımlanmıştır. Kiralayanın bizzat kiracından satın aldığı bir malı sözleşme ile kiracıya bırakması şeklinde yapılan finansal kiralama sözleşmeleri SKG işleminin hukuki alt yapısını oluşturmaktadır. Sat–kirala–geri al işlemi aslında iki aşamalı karma bir sözleşmedir. İlk aşamada işletme taşınır veya taşınmaz varlığını finansal kiralama şirketine satar. Bu satış işlemi Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde yapılır. İkinci aşamada, eski malik ile finansal kiralama şirketi arasında finansal kiralama sözleşmesi düzenlenir ve bu sözleşme 6361 sayılı Kanuna tabidir. Sat–kirala–geri al işlemi, işletmelerin finansman ve bilanço yönetimi ihtiyaçlarına cevap veren pratik bir yöntemdir. Bu uygulamada işletme aktifinde bulunan taşınır veya taşınmazı finansal kiralama şirketine satarak hızlı bir şekilde nakit sağlar. Ayrıca satmış olduğu kıymeti kullanmaya devam ettiği için mal veya hizmet üretimi sekteye uğramaz. Satılan kıymetin kiralama sözleşmesi sonunda geri alınma hakkı olduğu durumlara kıymet tam anlamıyla elden çıkarılmamış olur. İşletmenin nakit ihtiyacını karşılamak amacıyla sahibi olduğu taşınır veya taşınmazı satması durumunda kurumlar vergisi, katma değer vergisi, tapu harcı gibi önemli vergisel yükleri olabilecektir. Oysa SKG işleminde vergi kanunları ile sağlanan bazı avantajlar nedeniyle aktifteki kıymetin kiralayana satışı ve geri alınması esnasında önemli bir vergi yükü oluşmayacaktır. SKG genellikle bilançolarında yüksek değerli sabit kıymetler bulunan ve nakit ihtiyacı olan işletmeler tarafından tercih edilmektedir. Türkiye uygulamasında SKG yaygın olarak sanayi ve üretim şirketleri (fabrika binaları, makinalar ve üretim tesisleri), inşaat ve gayrimenkul şirketleri (ofis binaları, AVM’ler), Lojistik ve taşımacılık şirketleri (tır, kamyon ve araç filoları), havayolu ve ulaştırma şirketleri (uçaklar, büyük ölçekli taşıtlar), perakende mağazacılık şirketleri (mağaza binaları, depolar) ve konaklama hizmeti veren şirketler (otel binaları, turizm tesisleri) tarafından alternatif bir finansman modeli olarak kullanılmaktadır. SKG işlemleri finansman sağlama açısından ciddi avantajlara sahip olmakla birlikte işlem sonucu ele edilen nakdin verimli kullanılmaması durumunda bazı dezavantajlar da yaratabilmekte sonuç olarak şirket için önemli bir kıymetin tamamen elden çıkması ile sonuçlanabilmektedir. SKG İşlemlerinin Avantajları Nelerdir? Sat–kirala–geri al (SKG) işlemi, özellikle finansman ihtiyacı olan işletmeler için önemli avantajlar sağlar. Uygulamanın bazı avantajlarını aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz. – İşletme varlığını finansal kiralama şirketine satar satmaz anında yüksek tutarda nakit elde eder. Krediye göre daha hızlı finansman sağlanır. – Satılan varlık eş zamanlı olarak kiralanacağı için mal veya hizmet üretim faaliyetleri sekteye uğramaz. – Banka kredisi kullanılmaksızın finansmana erişim imkânı sayesinde banka kredi limitleri kullanılmaz. Krediye erişimin zor olduğu dönemlerde çok avantajlı bir finansman alternatifidir. – SKG işlemi sonucunda aktifteki sabit kıymet nakde dönüşür ve şirketin likidite rasyoları iyileşir. Finansal olarak daha güçlü bir görünüm sağlanabilir. – Sözleşme sonunda varlığın geri alma hakkı olduğundan kira süresinin sonunda mülkiyet geri kazanılabilir. – SKG işlemi sonucunda elde edilen nakit verimli yatırımlarda kullanılarak önemli bir nakit akışı yaratılabilir. – SKG şirkete önemli bir finansal esneklik sağlar. Nakit çıkışları zamana yayılarak daha dengeli bir finansal performans sağlanabilir. – Uygulama sayesinde âtıl durumda bulunan varlıklar nakde çevrilip elde edilen nakit verimli alanlara yatırılabilir. SKG İşlemlerinin Dezavantajları Var Mıdır? Finansmana erişim açısından alternatif bir model olan SKG işlemleri önemli avantajları yanı sıra bazı dezavantajları da bünyesinde barındırmaktadır. SKG işleminin en önemli riski sabit kıymetin mülkiyetinin tamamen kaybedilme riskidir. Bu nedenle stratejik varlıkların SKG işlemine konu edilmesi önerilmemektedir. Finansal kiralama sözleşmeleri uzun dönemli ve bağlayıcı nitelikte sözleşmelerdir. Bu durum işletmenin sözleşme süresi boyunca yüksek tutarlarda kira ödeme zorunluluğu nedeniyle finansal zorluk yaşamasına neden olabilir. Özellikle kriz dönemlerinde mal ve hizmetlere talebin azalması nedeniyle işletme kira ödemelerini yapabilecek nakit akışı yaratmakta zorlanabilir. SKG işlemi ile sabit kıymetin mülkiyeti finansal kiralama şirketine geçeceğinden işletmenin varlık üzerindeki tasarruf yetkisi oldukça sınırlanacaktır. Örneğin fabrika binasını finansal kiralama şirketine geri kiralamak için satan bir işletme, üretim yeri değişikliği yapma konusunda tasarruf yetkisini kaybedebilir. Ayrıca sözleşmede yer almaması durumunda taşınmazında alt kiralama yapamaz. Taşınmazda önemli değişiklikler yapamaz. Hangi Sabit Kıymetler SKG İşlemine Konu Olabilir? Sat–kirala–geri al (SKG) işlemine konu olabilen mallar, genel olarak finansal kiralamaya elverişli olan varlıklardır ve hukuki çerçevesi 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu ile belirlenmiştir. Kanunun 19’uncu maddesine göre finansal kiralama sözleşmesine taşınır ve taşınmaz mallar konu olabilir. Bütünleyici parça veya eklenti niteliklerine bakılmaksızın asli niteliğini koruyan her mal tek başına finansal kiralama sözleşmesinin konusu olabilir. Uygulamada en çok gayrimenkuller bu kapsamda kullanılmaktadır. İstisnaya konu olabilecek taşınmazlar Türk Medeni Kanununda “taşınmaz” olarak tanımlanan ve esas niteliği bakımından bir yerden başka bir yere taşınması mümkün olmayan, dolayısıyla yerinde sabit olan mallardır. Bilgisayar yazılımlarının çoğaltılmış nüshaları hariç olmak üzere patent gibi fikrî ve sınai haklar finansal kiralama sözleşmesine konu olamaz. Sat-Kirala-Geri Al İşlemi VS Banka Kredisi Sat-Kirala-Geri Al (Sell and Leaseback) işlemi ile banka kredisi, işletmelerin nakit akışını yönetmek için kullandığı iki temel yöntemdir. İkisi de finansman sağlasa da, mülkiyet yapısı ve bilanço üzerindeki etkileri bakımından birbirlerinden oldukça farklıdırlar. Banka kredisinde, bir varlığı (gayrimenkul, makine vb.) teminat göstererek bankadan borç alınır. Varlık işletme üzerinizde kalmaya devam eder, ancak üzerinde banka lehine ipotek bulunur. Sat-Kirala-Geri Al işleminde, işletme aktifindeki bir varlığı (genellikle bir gayrimenkulü) finansal kiralama (leasing) şirketine satmakta ve satış bedelini nakit olarak almaktadır. Daha sonra işletme bu varlığı belirli bir süre için kiralar ve sözleşme sonunda varlığı sembolik bir bedelle geri alır. Sat-kirala-geri al işlemi ile banka kredisine ilişkin karşılaştırmalı özellikler aşağıdaki gibidir. Özellik Sat-Kirala-Geri Al İşlemi Banka Kredisi Mülkiyet Sözleşme süresi boyunca FK şirketindedir. İşletmededir. Ancak üzerinde banka ipoteği bulunur. Finansman Oranı Varlık değerinin tamamı Genellikle ekspertiz değerinin %50-%70’i kadardır.… Okumaya devam et Alternatif Finansman Modeli: Sat-Kirala-Geri Al İşlemleri
Tema Grup TEMAS dergisinin dokuzuncu sayısı, “Alternatif Finansman Modeli: Sat-Kirala-Geri Al İşlemleri ” kapak konusuyla yayında! Dergiyi incele
Merhaba, Jeopolitik gelişmeler, finansal haberler ve ekonomik verileri içeren TEMA GRUP HAFTALIK POLİTİK VE JEOPOLİTİK GELİŞMELER BÜLTENİ’NE buradan ulaşabilirsiniz. Yapay zeka AI ile yapılan sesli versiyonu Saygılarımızla, TEMA GRUP
Merhaba, Jeopolitik gelişmeler, finansal haberler ve ekonomik verileri içeren TEMA GRUP HAFTALIK FİNANS VE EKONOMİ BÜLTENİ’ne buradan ulaşabilirsiniz. Yapay zeka AI ile yapılan sesli versiyonu Saygılarımızla, TEMA GRUP