Tema Grup

TEMAS Monthly Sayı: 5 / Aralık 2025 “Yapay Zeka Çağında Bağımsız Denetim: KGK’nın İşaret Ettiği Yeni Paradigma”

Tema Grup TEMAS dergisinin beşinci sayısı, “Yapay Zeka Çağında Bağımsız Denetim: KGK’nın İşaret Ettiği Yeni Paradigma” kapak konusuyla yayında! Dergiyi incele

Yayım tarihi
Dergi, Haberler olarak sınıflandırılmış

Tema Grup Haftalık Politik ve Jeopolitik Gelişmeler Bülteni – 08.12.2025

Merhaba, Jeopolitik gelişmeler, finansal haberler ve ekonomik verileri içeren TEMA GRUP HAFTALIK POLİTİK VE JEOPOLİTİK GELİŞMELER BÜLTENİ’NE buradan ulaşabilirsiniz. Yapay zeka AI ile yapılan sesli versiyonu Saygılarımızla, TEMA GRUP

Tema Grup Haftalık Finans ve Ekonomi Bülteni – 08.12.2025

Merhaba, Jeopolitik gelişmeler, finansal haberler ve ekonomik verileri içeren TEMA GRUP HAFTALIK FİNANS VE EKONOMİ BÜLTENİ’ne buradan ulaşabilirsiniz. Yapay zeka AI ile yapılan sesli versiyonu Saygılarımızla, TEMA GRUP

2025 yılı yeniden değerleme oranı %25,49 olarak tespit edildi

27 Kasım 2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No:585) ile; 2025 yılına ait olup çeşitli mevzuatlarda yer alan maktu hadler ile asgari ve azami miktarları belirtilmiş olan para ile ödenecek ceza miktarlarının artırılmasına dayanak teşkil eden yeniden değerleme oranı %25,49 olarak yayımlanmıştır Ayrıntıları öğrenin

Yayım tarihi
Duyurular olarak sınıflandırılmış

Basit usulden gerçek usule geçen mükelleflerin defter ve belgeleri ile ilgili açıklama yapıldı

Business woman using calculator and writing make note with calculate. taxes and economic concepts. Savings, finances and economy concept through a laptop.

27 Kasım 2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 486)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 584) ile; Kazançları basit usulde tespit edilen mükelleflerin bağlı oldukları oda ve birliklerin, Tebliğin birinci maddesinin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla kazancı basit usulde tespit edilen ve 10380 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı gereğince 1/1/2026 tarihinden itibaren gerçek usulde vergilendirilecek olan mükelleflerden işletme hesabı esasına göre defter tutacakların 213 sayılı Kanuna göre düzenlemek zorunda oldukları belgelerin basılması, dağıtılması ve izlenmesinde 215 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nde yer alan düzenlemelere göre işlem yapmak üzere yetkilendirilmeleri ile söz konusu mükelleflerin 213 sayılı Kanuna göre düzenlemek zorunda oldukları belgeleri, işletme hesabı esasına göre defter tuttukları süre zarfında, bağlı oldukları söz konusu oda veya birliklerden de temin edebilmeleri sağlanmıştır. Bu mükelleflerin, 1/1/2026 tarihinden önce bastırdıkları ve bu tarih itibarıyla kullanmadıkları belgeleri, mesleki teşekküllerde bastırmışlar ise mesleki teşekküle, anlaşmalı matbaalara bastırmış veya noterde tasdik ettirmiş iseler bağlı bulundukları vergi dairesine 2/2/2026 tarihine kadar (bu tarih dâhil) iptal edilmek üzere ibraz etmeleri gerekmektedir. Mesleki teşekküller tarafından teslim alınan belgeler 230 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nde belirtilen usullere göre iptal edilerek ilgili vergi dairesine bildirilecektir. Ayrıntıları öğrenin

Yayım tarihi
Duyurular olarak sınıflandırılmış

Tema Grup Haftalık Politik ve Jeopolitik Gelişmeler Bülteni – 01.12.2025

Merhaba, Jeopolitik gelişmeler, finansal haberler ve ekonomik verileri içeren TEMA GRUP HAFTALIK POLİTİK VE JEOPOLİTİK GELİŞMELER BÜLTENİ’NE buradan ulaşabilirsiniz. Yapay zeka AI ile yapılan sesli versiyonu Saygılarımızla, TEMA GRUP

Tema Grup Haftalık Finans ve Ekonomi Bülteni – 01.12.2025

Merhaba, Jeopolitik gelişmeler, finansal haberler ve ekonomik verileri içeren TEMA GRUP HAFTALIK FİNANS VE EKONOMİ BÜLTENİ’ne buradan ulaşabilirsiniz. Yapay zeka AI ile yapılan sesli versiyonu Saygılarımızla, TEMA GRUP

İnsan Kaynakları: Kurumların Görünmeyen Kalp Atışı

“İnsan kaynakları” dendiğinde akla çoğu zaman tablolar, formlar, performans sistemleri ve prosedürler gelir. Ancak iş dünyasında her verinin, her süreç akışının arkasında daha derin bir gerçek vardır: insan.   Bugün artık insan kaynakları, sadece işe alım ya da bordro süreçlerinden ibaret değil. O, bir kurumun yönünü belirleyen stratejik pusula, kültürün taşıyıcısı ve sürdürülebilir başarının görünmeyen altyapısıdır.   Bir şirketin dili, karar alma biçimi, çalışanlarının sabah işe gelirken hissettikleri — tüm bunlar, insan kaynaklarının dokunduğu alanlardır. Çünkü kurumlar stratejilerle değil, insanlar aracılığıyla hayata geçer.   Geçmişte İK’nın önceliği “yönetmek”ti; bugün ise “anlamak.” Artık güçlü kurumlar, çalışanlarını kontrol eden değil, onlara güvenen ve potansiyellerini açığa çıkaran yapılardan oluşuyor. Bir İK profesyoneli artık yalnızca süreç yöneticisi değil; organizasyonun duygusal nabzını tutan kişidir.   O, potansiyeli fark eder. Sadece performansı ölçmez; insan hikâyesini duyar.   Kurumun hedeflerini gözetirken, o hedefe yürüyen insanların kalbini de gözetir.   Bu dönüşüm, İK’yı bir meslekten öte bir vizyona dönüştürüyor. Çünkü iyi bir İK, sadece işe alım yapmakla değil, “anlamı” işe taşımakla ilgilenir.   Çağdaş insan kaynakları, her kuruma şu üç temel soruyu sordurur: Çalışanların motivasyonlarını, değerlerini, potansiyelini gerçekten görebiliyor muyuz? Adil, ölçülebilir, sürdürülebilir yapılar inşa edebiliyor muyuz? Değerleri duvar yazılarından davranışlara taşıyabiliyor muyuz? Bu üç soru, yalnızca İK profesyonelleri için değil, liderlik sorumluluğu taşıyan herkes için bir pusuladır. Çünkü kurum kültürünü yönetenler, aslında insanların duygusal deneyimini yönetirler.   Sessiz İstifa Son yıllarda “sessiz istifa” kavramı, iş dünyasının önemli bir gerçeğini ortaya çıkardı. Çalışanlar fiziksel olarak işte, ancak duygusal olarak uzak. Toplantılarda sessiz, yeniliklere tepkisiz, sadece görevini yapan ama kuruma ait hissetmeyen bir kitle büyüyor.   Bu durum tembellikten değil, çoğu zaman görülmemekten, anlam kaybından ya da duygusal tükenmişlikten doğar. Bir çalışan işi değil, hissettiği değersizliği bırakır. Bu nedenle insan kaynaklarının en önemli görevi, o sessiz çığlıkları duymaktır. Kelimelere dökülmemiş duyguları, davranışların arasındaki boşluklardan sezebilmektir. Çünkü hiçbir istifa bir anda yaşanmaz; her biri, duyulmayan bir hikâyenin son satırıdır.   Sistemi geliştirmek önemli, ancak sistemi yaşatan “insan dokusunu” korumak daha önemlidir. Çünkü kurumun kalbi hâlâ insandır. Ve kalp yorulduğunda, en sessiz gidişler başlar. İK’nın işi yalnızca sistemi yönetmek değil, sistemin içinde insanı kaybetmemek. Ve belki de geleceğin en büyük rekabet avantajı, tam da bu insani farkındalıkta saklı. İnsanı anlamak, yönetmekten daha zor. Ama onu anlamadan yönetmeye çalışmak, sadece sistem kurmaktır. Oysa bizim işimiz, sistem kurarken insanı kaybetmemektir.   Ezgi BAYTEMUR LinkedIn    

Yayım tarihi
Makale olarak sınıflandırılmış

Şirket Personeline Ait Şahsı Aracın İlgili Şirket Tarafından Kiralanması Hk.

Vergi planlamalarına yönelik alışılmış uygulamaların yerini her geçen gün yeni alternatiflerin almaya başladığı, Şirket ile çalışanların kendi lehlerine imkan sağlayacak çeşitli uygulama ve alternatifleri devreye soktuğu dönemlerden geçiyoruz.   Haliyle, içinde bulunduğumuz ekonomik konjonktür ve dalgalanmalar ile taşıtlardaki yüksek vergi yükü sebebiyle, gerçek ve tüzel kişiler masraf olarak tayin ettikleri gider kalemlerini azaltabilmek amacıyla yeni yöntem arayışlarına girmektedir. Bu kapsamda; Şirket’lerin araç edinme veya kiralama yerine; kendi personellerinin araçlarını Şirket faaliyetlerinde kullanılması için kiralama yönteminin vergisel yönlerini ve muhtemel sonuçlarını inceleyeceğiz.   Bilindiği üzere; konuya ilişkin en alışılagelen uygulama, Şirket’lerin ilgili masraf kalemini filo hizmeti veren başka bir firmadan araç kiralama yoluyla ya da kendi aktifinde bulunan araçları personellerin kullanımına sunmasıyla çözmesidir. Buna karşın, özellikle son dönemlerde tercih edilen uygulamalardan bir tanesi de, Şirket personeline ait aracın şirket tarafından kiralanarak maliyetin azaltılması ve ödeme esnekliğinin yaratılmasıdır. Bu uygulamanın hayata geçirilmesi halinde birkaç hususa dikkat edilmesi Şirket’ler ve aracını kiraya veren personel açısından önem arz etmektedir. Çerçevesi doğru çizilmediği takdirde; Dimyat’a pirince gidilirken evdeki bulgurdan olunabilir.   Gelir Vergisi Kanunu Yönünden Değerlendirme Bilindiği gibi; Gelir Vergisi Kanunu İndirilecek Giderler başlıklı 40. maddesinde safi kazancın tespitinde indirilmesi kabul edilen giderler hüküm altına alınmış olup, ilgili maddenin 5. fıkrasında “Kiralama yoluyla edinilen veya işletmeye dahil olan ve işte kullanılan taşıtların giderleri”nin gider yazılabileceği belirtilmiştir. Keza, Gelir İdaresi tarafından konu ile ilgili verilen bir özelgede: “………Bir masrafın genel gider adı altında masraf yazılabilmesi için, masrafla iş arasında açık, güçlü bir illiyet bağının mevcut olması masrafın işin önemi ölçüsünde yapılmış bulunması gerekeceğinden personelinize ait araçların şirket faaliyetinde kullanılması halinde bu araçlara ilişkin giderler karşılığında yapılan ödemelerin safi kazancınızın tespitinde gider olarak gösterilebilmesi için söz konusu araçların işletme tarafından kiralama yoluyla edinilmesi veya işletmenin aktifinde kayıtlı olması ve işte kullanılması gerekmektedir.” denmekte olup, söz konusu kullanım sonucu yapılan masrafların gider olarak dikkate alınabilmesi için ilgili aracın kiralama yoluyla elde edinilmesi ya da işletmenin aktifinde kayıtlı olması gerekliliği vurgulanmıştır. Başka bir deyişle; personele ait ve Şirket’in aktifine dâhil olmayan ama faaliyet konusu kapsamında işin devamlılığını sağlamak amacıyla kullanılan bir araç için yapılan (akaryakıt gideri, aracın yıpranmasına karşılık yapılan ödemeler vb.) giderlerin safi kazancınızın tespitinde gider olarak kaydedilmesi mümkün değildir. görüşü buunmaktadır [1].   Burada önemli olan; gider yazılacak olan masrafla faaliyet konusu iş arasında açık, güçlü ve anlamlı bir illiyet bağının mevcut olması ile söz konusu masrafın işin gereğiyle orantılı bulunmasının yanı sıra, yazının ilerleyen bölümlerinde bahsi geçecek olan Şirket ile Personel arasında yapılacak olan sözleşmenin varlığıdır. Bu kapsamda; aracını çalıştığı Şirket’e kiralayan personele yapılan ödemelerin brüt rakamları ile aracın kiralanmasına ilişkin sözleşmede yer alan yan masraflar (benzin, kasko, trafik sigortası, bakım, yıkama, vb.) Şirket tarafından gider kalemi olarak dikkate alınabilecektir.   Ayrıca, aynı kanunun Gayrimenkul Sermaye İradının Tarifi başlıklı 70. maddesi 8. fıkrasında “Motorlu nakli ve cer vasıtaları, her türlü motorlu araç, makine ve tesisat ile bunların eklentileri”nin kiraya verilmesinden elde edilen iradların gayrimenkul sermaye iradı olacağı belirtilmiştir.   Yani; gerçek bir kişinin, sahibi olduğu aracı, çalıştığı Şirket’e ya da Gelir Vergisi Kanunu’nun 94’üncü maddesinde sayılan başka bir kuruma kiralaması durumunda elde edeceği kazancın türü “gayrimenkul sermaye iradı” olacaktır.   Yine aynı kanunun Vergi Tevkifatı başlıklı 94. maddesi 5. fıkrasında; 70. maddede yazılı mal ve hakların kiralanması karşılığı yapılan ödemelerden gelir vergisi tevkifatı yapılması gerektiği belirtilmiştir.   Bu hüküm; limited ya da anonim Şirket’in, personelinden veya başka bir gerçek kişiden taşıt kiralaması halinde, bahse konu kişinin gayrimenkul sermaye iradı elde etmesi durumunu doğuracak ve gerçek kişiye yapılan ödemelerden tevkifat/stopaj kesintisi yapılmasını gerekli kılacaktır.   Ayrıca; 329 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile hadler “Kiralama yoluyla edinilen binek otomobillerin her birine ilişkin aylık kira bedelinin 37.000 TL’ye (2025 takvim yılı için), kadarlık kısmı ile binek otomobillerin iktisabına ilişkin özel tüketim vergisi ve katma değer vergisi toplamının en fazla 990.000 TL’ye (2025 takvim yılı için), kadarlık kısmı gider olarak dikkate alınabilecektir.” şeklinde belirlenmiş olup, söz konusu aracın personelden kiralanması ve araca ilişkin giderlerin de işletmede kullanılmış olması şartıyla kiracı tarafından gider kaydedilmesi (binek araçlarda %30 gider kısıtlamasına dikkat ederek) olanaklı hale gelecektir.   Ek olarak belirtmek gerekir ki; Toplama Yapılmayan Haller başlıklı 86. Maddesinde, yıllık beyanname verilmesi gerekmeyen gelirlere ilişkin açıklamalar yer almakta olup, 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca, “Vergiye tabi gelir toplamının 103 üncü maddede yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarın beyan sınırını aşmaması koşuluyla, Türkiye’de tevkifata tabi tutulmuş olan; birden fazla işverenden elde edilen ücretler, menkul sermaye iratları ve gayrimenkul sermaye iratları için yıllık beyanname vermeleri gerekmez” denmektedir.   Katma Değer Vergisi Kanunu Yönünden Değerlendirme Bilindiği üzere; KDV Kanunu’nun Verginin Konusunu Teşkil Eden işlemler başlıklı 1. maddesi 3. fıkrası f) bendinde “Gelir Vergisi Kanunu’nun 70 inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması işlemleri”nin KDV’nin konusuna gireceği belirtilmiştir.   Bu sebeple; personelin söz konusu kiralama sebebi ile kira bedeli üzerinden KDV hesaplaması ve KDV’yi beyan etmesi gerekmektedir. Fakat, aracını kiraya veren personelin KDV mükellefiyeti bulunmadığından, ilgili KDV’nin aracı kiralayan Şirket tarafından sorumlu sıfatı ile 2 no.lu KDV beyannamesinde beyan edilmesi ve ödenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda Şirket; sorumlu sıfatı ile beyan edip ödediği KDV’yi 1 no.lu KDV beyannamesinde indirim konusu edebilecektir.   Diğer yandan; personelinden araç kiralayan Şirket’in KDV mükellefiyetinin bulunmaması halinde, KDV mükellefiyeti tesis ettirmeleri; sorumlu sıfatıyla KDV yükümlülüklerini yukarıdaki şekilde yerine getirmeleri ve ödedikleri KDV tutarlarını da gider kaydetmeleri gerekmektedir.   Yukarıdaki yasal düzenlemeler kapsamında; personel tarafından söz konusu aracın kiralanması işlemi katma değer vergisine tabi olacaktır.   Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17/4-d maddesinde yer alan İktisadi işletmelere dahil olmayan gayrimenkullerin kiralanması işlemleri KDV’den istisnadır.   Taşıtların kiralanmasından elde edilen gelirin Gelir Vergisi Kanunu’na göre gayrimenkul sermaye iradı sayılması, insanları bu kiralama işleminin KDV Kanunu’nun 17/4-d maddesi kapsamında KDV’den istisna edilmesi gerektiği gibi bir hataya sevk etmektedir.   Oysa söz konusu taşıtların kiralanmasından elde edilen gelirler GSMİ sayılsa da, taşıtlar gayrimenkul değildir. Bu nedenle de KDV Kanunu madde 17/4-d kapsamında değerlendirilemezler. Sonuç olarak personel tarafından aracın kiralanması işlemi katma değer vergisine tabi olacaktır.   Damga Vergisi Kanunu Yönünden Değerlendirme Damga Vergisi Kanunu’nun Konu başlıklı 1. maddesi 1. fıkrası ile “Bu kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kâğıtlar Damga Vergisine tabidir” ve “Kanundaki kağıtlar terimi, yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret… Okumaya devam et Şirket Personeline Ait Şahsı Aracın İlgili Şirket Tarafından Kiralanması Hk.

Yayım tarihi
Makale olarak sınıflandırılmış

Teşvikten Etkiye: Ar-Ge ve Tasarım Merkezlerinde Doğru Uygulama Serisi

Bölüm I – Ar-Ge ve Tasarım Merkezlerinin Temelleri: 5746 Sayılı Kanunun Kapsamı ve Önemi Ar-Ge ve Tasarım Merkezleri, Türkiye’nin yenilikçi üretim ekosisteminde en kritik kurumsal yapılardan biridir. Bu merkezlerin kuruluşunu, faaliyetlerini ve teşvik mekanizmalarını düzenleyen 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun, hem teknoloji geliştiren şirketlerin rekabet gücünü artırır hem de özel sektörün bilgi üretim kapasitesini destekler.   Ancak bu kanun yalnızca teşviklerden yararlanmak için değil, kurumsal inovasyon yönetimini kalıcı hale getirmek için tasarlanmıştır. Doğru uygulandığında Ar-Ge merkezi, sadece mali avantaj değil, sürdürülebilir bir yenilik kültürü kazandırır.   5746 Sayılı Kanunun Amacı ve Kapsamı Kanunun temel amacı; Türkiye’de yapılan araştırma, geliştirme, yenilik ve tasarım faaliyetlerini teşvik etmek, bu alanlarda çalışan personeli desteklemek ve özel sektörün Ar-Ge yatırımlarını artırmaktır. Faaliyetlerin mutlaka yeni ürün, süreç, yazılım veya teknoloji geliştirme amacını taşıması gerekir.   Başlıca teşvikler şunlardır: Gelir vergisi stopajı teşviki Sigorta primi işveren hissesi desteği Damga vergisi istisnası Ar-Ge indirimi   Bir Ar-Ge veya Tasarım Merkezi Nasıl Kurulur? Ar-Ge merkezi kurmak isteyen işletmelerin, faaliyetlerini sürdürebilecek fiziksel altyapıya, yazılım ve donanıma, yeterli sayıda nitelikli personele ve yönetim sistemine sahip olması gerekir. Ar-Ge merkezi için en az 15 tam zaman eşdeğer (TZE) Ar-Ge personeli, Tasarım Merkezi için ise en az 10 TZE tasarım personeli zorunludur.   Doğru Uygulama İçin Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar Her personelin günlük faaliyet kayıtları düzenli tutulmalıdır. Projeler arasında görev çakışması olmamalıdır. Merkez dışında geçirilen süreler Rutin üretim faaliyetleri Ar-Ge olarak raporlanmamalıdır. 5746 ve      4691      teşvikleri        aynı       gider       için       eşzamanlı uygulanmamalıdır.   Somut Etki: Teşvikin Gerçek Değeri Bir Ar-Ge merkezinde 20 TZE personel bulunduğunu varsayalım. Kişi başı ortalama brüt maaş 60.000 TL olsun. Toplam maaş gideri: 1.200.000 TL/ay Gelir vergisi stopaj teşviki (%15): 180.000 TL SGK işveren hissesi desteği (%20,5): 246.000 TL Toplam aylık destek: 426.000 TL Bu, yılda yaklaşık 5 milyon TL’ye ulaşan önemli bir mali avantaj anlamına gelir.   Tam Zaman Eşdeğer (TZE) Nedir ve Nasıl Hesaplanır? Ar-Ge ve Tasarım Merkezlerinin en kritik kriterlerinden biri, asgari Tam Zaman Eşdeğer (TZE) personel sayısını sağlamaktır.   TZE, bir çalışanın Ar-Ge veya tasarım projelerine ayırdığı sürenin tam zamanlı çalışmaya oranını ifade eder. Örneğin, haftalık çalışma süresinin %50’sini Ar-Ge faaliyetlerine ayıran bir çalışan 0,5 TZE olarak değerlendirilir.   Merkez statüsünün devamı için bu oran her ay izlenir ve toplamda 10 veya 15 TZE’nin altına düşülmemesi gerekir. Tüm çalışanlar tam zamanlı Ar-Ge yapıyorsa 10 kişi yeterlidir; ancak personelin yalnızca bir kısmı proje bazlı görev alıyorsa sayı artar. Örneğin ortalama %80 oranında Ar-Ge katkısı bulunan bir ekipte 10 ÷ 0,8 = 13 personel, ortalama %60 katkı oranında ise yaklaşık 17 personel gerekir. Bu nedenle merkezlerde genellikle birkaç kişilik “emniyet payı” bırakılır. Aylık bazda 10 TZE altına düşülmesi durumunda, teşviklerin geçerliliği ve merkez belgesi riske girer.   Sonuç 5746 sayılı kanun, Türkiye’nin Ar-Ge kapasitesini artırmak için güçlü bir araçtır. Doğru uygulandığında bir Ar-Ge merkezi sadece vergi avantajı sağlamaz; bilgi birikimini kurumsallaştırır, sürdürülebilir inovasyon kültürü yaratır ve uzun vadeli rekabet gücü kazandırır.   Bölüm II – 4691 Sayılı Kanun ve Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde Teşvik ve Uygulama Farkları Türkiye’nin yenilik ekosistemini güçlendiren iki ana yasal çerçeve vardır: 5746 sayılı Kanun ve 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri (TGB) Kanunu. Her ikisi de Ar-Ge’ye yatırım yapan firmalara teşvik sağlar, ancak uygulama alanı, yönetim yapısı ve denetim açısından farklıdır.   TGB Sistemi Nasıl Çalışır? 4691 sayılı kanun, üniversite veya araştırma kurumlarıyla sanayiyi aynı ekosistemde buluşturmayı hedefler. Amaç, bilgi tabanlı şirketlerin yenilikçi ürün ve hizmetlerini ticarileştirmesini hızlandırmaktır. 4691 Sayılı Kanunun Sağladığı Başlıca Teşvikler Gelir ve kurumlar vergisi istisnası Personel ücretlerinde gelir vergisi stopajı istisnası Sigorta primi işveren hissesi desteği KDV istisnası Damga vergisi ve gümrük muafiyetleri 5746 ile 4691 Arasındaki Farklar 5746, şirketin kendi bünyesinde kurulan merkezleri kapsarken; 4691, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri sınırları içinde faaliyet gösteren şirketleri kapsar. 5746 harcama bazlı, 4691 ise kazanç bazlı teşvik yapısına sahiptir.   Yaygın Hatalar ve Riskler Aynı personelin hem 5746 hem 4691 kapsamında gösterilmesi TGB dışındaki faaliyetlerin bölge kazancı gibi raporlanması Uzaktan çalışma kayıtlarının eksikliği Ticarileşme gelirlerinin ayrıştırılmaması   Mini Vaka: 4691 Teşviki Nasıl Etki Yaratır? Bir TGB’de faaliyet gösteren yazılım firmasında 10 yazılımcı çalışıyor. Her biri 50.000 TL brüt maaş alıyor. Toplam maaş gideri: 500.000 TL Gelir vergisi stopajı istisnası (%15): 75.000 TL SGK işveren hissesi desteği (%20,5): 102.500 TL Toplam aylık destek: 177.500 TL Bu destek, yıllık yaklaşık 2,1 milyon TL mali avantaj anlamına gelir.   Sonuç: İki Düzen, Bir Hedef 4691 ve 5746 farklı düzenlemelerdir ancak aynı hedefe hizmet eder: yenilik üretmek ve ticarileştirmek. 5746 kurumsal Ar-Ge altyapısını güçlendirirken, 4691 girişimsel inovasyona alan açar. Doğru strateji, bu iki mekanizmanın avantajlarını birbirini tamamlayacak şekilde kullanmaktır.   Selçuk KARAMAĞARA LinkedIn      

Yayım tarihi
Makale olarak sınıflandırılmış